Anasayfa ---DAVET--- GELENEKSEL 2017 YILI PİKNİĞİMİZ 14 MAYIS PAZAR GÜNÜ ÇATALCA İLÇESİ KABAKÇA PİKNİK ALANINDA YAPILACAKTIR. 18-10-2017 03:01:54    
ANA MENÜ
İlçemiz
Dernekler
Kültürümüz
Faydalı Bilgiler
Sizden Mektuplar
Köylerimiz
İletişim
Yönetim
Mesleki Buluşma
Yöresel Görüntüler
Resim Galerisi
Ileri Gelenler
Haberler
Haber Ekle
Resim Ekle
Ziyaretçi Defteri
Linkler
Dernek Üyeliği

Tavsiye
Derneğimizi Tavsiye Edin

Anket
islahiyenin tanıtım yüzü ne olmalıdır?



                  Sonuçları Göster
Yöresel Müzik

Ziyaretçi
Aktif Ziyaretçi: 7
Bugün  : 46
Toplam : 2030569
Kişi Ziyaret Etti

Reklam
 

 


Yazarlarımız

   İnal AYDINOĞLU
VEREREK ÖZGÜRLEŞİNİZ

VEREREK ÖZGÜRLEŞİNİZ

  Bir ormana veya deniz kenarı bir parka gidiniz, derin bir nefes alınız. Oksijen dolu nefis havayı ciğerlerinizin bütün zerreciklerine kadar doldurunuz. Onun verdiği coşkuyu, zevki ve zenginliği doyasıya hissediniz. “Bu ne kadar güzel şey, bir parçasını dahi kimseye vermem, hepsi benim olsun” deyiniz. O nefis havanın hepsini hiç vermeden içinizde tutunuz. Ne kadar tutabilirsiniz? Belki bir dakika, belki bira daha fazla… Tutmak için direnirseniz ölürsünüz. Çünkü Allah bizleri almak ve vermek üzere yaratmıştır. Aldığımız nefesi verdiğimiz zaman bir sonrakini daha büyük bir zevkle alırız. Aldığımız ve verdiğimiz her nefesin önemini, değerini daha iyi anlarız. Bu nefesi alıp verebildiğimiz, yani yaşadığımız için Allah’a şükrederiz.

Allah hep cömerttir. Kullarına daima verir. Başınızı kaldırıp gökyüzüne bakınız. Sayısız yıldızlar, binlerce ışık yılı uzaktan gelen aydınlıklar, ay, güneş, gece, gündüz, her şey Allah’ın yüceliğinin rahmet ve bereketinin simgesi. Dünya muhteşem; dağlar, denizler, ormanlar, ovalar, rengârenk insanlar, karada, denizde havada envai türlü hayvanlar, çeşit çeşit bitkiler, bitmez tükenmez nimetler… Türkiye’miz, Dünya’nın çok özel bir parçası, birbirine eşit olarak dört mevsimi doyasıya yaşıyoruz. Geçen haftalarda Norveç’teydim altı ay gece, altı ay gündüz yaşanıyor. Bazı ülkelerde yaz yok, bazı ülkelerde kış yok. Şükürler olsun biz de her şey var, hem de normal denge içinde. İstanbul belki biraz karmaşık, kalabalık ve pahalı ama çok uzağa değil, Yalova’ya geçseniz; kalabalığın bittiğini fiyatların yarıya indiğini görürsünüz. Havamız, suyumuz, insanımız, her şey çok güzel, semt pazarlarına, marketlere gidiniz bolluktan geçilmiyor. Küçük bir evi, mütevazı bir emekli aylığı olan birçok arkadaşım var, hepsi şükürler içinde İstanbul’da bile sade, saygın, kimseye muhtaç olmadan hayatlarını sürdürüyorlar. Dönüp kendinize bakınız. Ne büyük nimetler içinde yaşadığınızı hissediniz. Nefes alıp verebiliyorsanız, Allah’ın nimetlerinin bolluk ve bereketi içinde yaşadığınıza şükrediniz. Elleriniz tutuyorsa, sevgi bekleyen çocuklara, muhtaçlara sarılınız. Dizlerinizde derman varsa, akrabalarınıza koşunuz, yalnız yaşayan, ilgi bekleyen veya hasta olan komşularınıza gidiniz. Düşünebiliyor veya konuşabiliyorsanız kendiniz için, dostlarınız için, insanlık için iyi şeyler düşününüz dua ediniz. Çevrenizde iyi şeyler yapan çocukları, gençleri, tanıdıklarınızı takdir ediniz. Daha iyi olabilmeleri için teşvik ediniz, umut veriniz. Düşününüz; kırdığınız, küs olduğunuz insanlar varsa, af dileyiniz. Onlar kusurlu ise içtenlik ve cömertlik ile bağışlayınız, affediniz.

         İnsan, insan için çok önemlidir. Biz gücümüzü birlikten alır, yalnızlığımızı insanla unutur, umutlarımızı insanla paylaşır, insanla mutlu olur, her şeyimizi insandan alır, insana veririz. Mutlu olmak, bolluk içinde yaşamak istiyorsanız cömert olunuz. Verme alışkanlığı edinmeden bolluğa ve zenginliğe ulaşamazsınız. Vermeden, verme alışkanlığı edinemezsiniz. Verme yeteneğinizi ancak vererek geliştirebilirsiniz. Verme alışkanlığı, çok güzel, çok etkileyici bir duygudur. Verdikçe kendiniz ve başkaları için huzura, sevince, coşkuya, mutluluğa ulaşan bir fark yaratırsınız. Verdikçe yalnızlıktan kurtulur, ruhunuzu aydınlatır, yaşamınıza doyum ve anlam katarsınız.

         Yaşamımızı zindana çeviren, elimizi kolumuzu bağlayan, insanları dostluk ve yakınlıktan uzaklaştıran, güvenimizi, inancımızı zayıflatan, cesaretimizi kıran şey korkularımızdır. Korkularımız bizi hep almaya, saklamaya yönlendirir. Oysaki alarak mutlu olabilen hiç kimseye rastlamak olası değildir. Çünkü alma alışkanlığı; insanı hasis, bencil, açgözlü ve korkak yapar. Çok zengin arkadaşlarım vardır. Verme yeteneğini geliştiremeyen ve alışkanlık haline getiremeyenler akıl almaz korkular içinde yaşarlar. Varlıkları ne denli büyük olursa olsun kaybetme ve aç kalma korkusundan hiç kurtulamazlar. Bu korku kısır bir döngüdür, hem kendileri yaşar, hem de etraflarına yayarlar. Kocasının hasisliğinden şikâyet eden bir tanıdığım vardı. Biraz dikkat ettim, fark ettim ki kocasındaki hasisliği kendi hasisliği ile tetiklemiş ve yıllar içinde eşinde alışkanlık haline getirmiş. Eşinize, çocuklarınıza, yakınlarınıza verebileceğiniz en büyük ödül, öğretebileceğiniz en önemli mutluluk kaynağı cömertliktir.

Kesinlikle; zengin, çok sağlıklı, çok dingin, çok bilgili olmaya gereksinim duymadan herkes bir şeyler verebilir. Sorunlar içinde olan kederli bir insana gülümseyerek yaklaşmak, şefkatle kucaklamak, sabırla dinlemek onu ne kadar hafifletebilir. Öfkeyle gelen bir insanı nezaketle karşılamak, anlayışla teskin etmek ne denli büyük acıları ve kavgaları önleyebilir. Arayış içinde olan bir gence nasihat etmeden, bilgi ve deneyiminizle yeni yollar açmak, örnek olmak ufkunu çok genişletip onu yeni çözümlere ulaştırabilir. Yenilgi veya kayıp içinde olan bir insana objektif ve gerçekçi görüşler ile umut aşılanabilir. Ben iflas ettiğim yıllarda deneyimli bir büyüğüm, dikkatle izlediği yeteneklerimi hatırlatıp umudumu artırmış, kendime olan inancımı ve güvenimi yerine getirmişti. Siz de okşayarak, sırt sıvazlayarak, takdir ederek, anlayış, şefkat ve sevgi göstererek insanları güçlendirebilir, hayata bağlayabilir, onlara güç ve güven kazandırabilirisiniz. Eğer paranız varsa para da verebilirsiniz ama bunların yanında cılız kalır.

Vererek hem kendinizi, hem başkalarını çok mutlu edebilirsiniz. Bunun bir tek koşulu vardır. Verirken, teşekkür dâhil, hiçbir karşılık beklememek; sevgi, saygı ve şefkatle vermektir.

Verdikçe cömertleşirsiniz. Bundan en büyük yararı da kendiniz görürsünüz. Çünkü hasisler en önemli zararı kendilerine verirler. Kendi mallarını, paralarını dahi yiyemez, içemez, yalnızca hesabını tutarlar ve sürekli kaybolacak korkusu içinde yaşarlar.

Cömertçe veriniz korkulardan, endişelerden kurtulup özgür olunuz.

Diğer Yazıları
  Hedef
  Roller
  Dil
  KARAR
Derneğe Üye Ol


RADYO MERT İSLAHİYE
Günün Sorusu
BAŞİRE

Cevap

PAZARLIK


Başkandan
HASAN DEMİR
Geleneksel Gecemiz..

Yazarlar

Etkinlik / Duyuru
                 Diğerleri...
 
Röportaj
 
                                               Devamı...

Bülten

İslahiye Bültenleri



Doğum & Ölüm & Düğün
                 Diğerleri...

Hava Durumu

GAZIANTEPGAZIANTEP
   Islahiyeliler@2008